18 Kasım 2017 Cumartesi

RTÜK YETKİLİLERİ

Sn RTÜK yetkilileri;
Evlilik gibi kutsal bir kurumun içini boşalttıkları için kaldırılması istenen “izdivaç” denen  programları kaldırmışsınız.
Eyvallah...
Ya onların  yerine gelen  toplumsal tahribata yol açan yeni programlar!
Vallahi-billahi, “gelen gideni aratır” cinsinden anasını satayım.
Yine aile, yine mahremiyet. Ve kimin çocuğu kimden arayışları.
Sizin anlayacağınız; ar, haya ve utanma duygusunun yok olduğu  programlarla zaman harcıyoruz şimdilerde.
Zaman harcıyoruz çünkü;  alternatif yok, yok işe!
Kendime özgü bir yapım var;  düşünmeyenlerin yerine de düşünmek  gibi meselâ, yemek bulup yiyemeyenlerin yanında açmışım gibi güzel rol yapma gibi meselâ.
Sizlerin yerine de neler yapılabiliri de düşünmekteyim fakat yetki sizde efendim.
Bu sezon başlayan programların, bir öncekilerden olumlu tarafı var mı sizce?
Şahsım;  kültür dejenerasyonuna sebebiyet verdiğidir. Bunu yazarken kullandığım üslup belki ukalaca geliyor kulağa fakat; hissettiğim ve söylemek istediklerimin zerresidir bu satırlar.
Sayın devlet yetkilileri, ya da her kimse muhatap.
Bu ve benzeri programların sosyal yozlaşmaya yol açtığını, aile yapısını bozduğunu duydunuz mu sahi?
Milletin gözü önünde reyting adına, acımadan reklam malzemesi yapılan o insanlara yazık deil mi?
Son  zamanlarda insanların doğal ve sıradan, olması gereken yaşam çevreleri tarumar edildi. Dinlenmek, eğleşmek için hiç bir imkân bırakılmadı, insanlar adetâ robot hâline getirildi. Karşımıza böyle bir dünya çıkınca da, reyting için her şeyi yapan,  görüntü cambazlığıyla “insanların beğenisini kazandık” sanmayı başarı bilenlerin sayısı artarken “aile” denilen kurum yara-pere içinde.
Görünen o ki; yasaklamalarla aklanamaz olmuşuz.
Bendeniz buraya çizdim ve benden günah giiti.

Ayser ÖZBAKIR

9 Kasım 2017 Perşembe

AKLIMA DÜŞÜYORSUN

Devam ediyormudur ben dolu gülüşleri,
Soruyorken ne diye aklıma düşüyorsun.
Yokluğunla süsleyip, hâyâlleri düşleri,
Kuruyorken ne diye aklıma düşüyorsun.
 
Yum gözlerini anla! kulak ver sözlerime,
Ağlamak başka bir hâl, kan doldu gözlerime,
Milyon kere elimi sîneme, dizlerime,
Vuruyorken ne diye aklıma düşüyorsun.
 
Teselli aramadım ne kadeh, ne şişede,
Verenine sığındım, lütfen sen de bir şey de,
Çekilmiş kabuğuma usulca bir köşede,
Duruyorken ne diye aklıma düşüyorsun.
 
Ayser ÖZBAKIR

31 Ekim 2017 Salı

SÜRMENE ÇÖP KONTEYNERİ


Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğası ile ünlü Çamburnu Mahallesi artık “ÇÖPLÜK” adıyla anılmaya başladı.
Hayırlı olsun.!

Doğal güzelliğiyle adını duyuran Çamburnu’nu gezip görmek isteyen misafirlerimizden utanır durumdayız.

Bu böyle giderse bizler bile o canım yerleri terk etmek durumunda bırakılacağız.

Özellikle Çmburnu ve Yeniay mahallelerinin içinde bulunduğu ahval, gittikçe daha kötüleşiyor.

Sular bile yatağını değiştirmiş resmen çamur akıyor.

Fuluğu bir hava hâkim Sürmene’nin atmosferinde.
Nereye varacağı belli olmayan bir yöne doğru gidiyor.

Çözüm üretilmiyor, gereği gibi bir plânlama ve değerlendirme yapılmıyor.

Yapılacaklar ve yapılabilecekler tartışılır!
Bize düşen, sıkıntılarımızın kendimize göre, tespitini yapmaktır.

Sürmene’nin geleceğinden ve geleceğimizden kaygısı olanlara ve bu yolda düşünenlere ses olmak istiyorum.

Öncelikle coğrafî ve kültürel zenginlikleri açığa çıkarılarak, etkin bir plânlama ve değerlendirme yapılmalıdır.

İlçemiz ve mahallelerini ilgilendiren meseleler tespit edilmeli, çözüm yolları üretilmelidir.
Kısacası Sürmene her yönüyle (birlik ve beraberliği kuvvetlenmiş, yaşanabilirliliği artmış, kültür seviyesi yükselmiş, insanî ilişkileri gelişmiş, değerlerini el üstünde tutan fertlerden oluşmuş) seçkin bir yer olmalıdır.
Acilen duyarlı insanlardan çevreyi ve doğayı koruyacak bir çalışma oluşturulmalıdır.

Ayrıca doğal miras yanında kültürel mirasımıza da sahip çıkılmalıdır ve koruma istikametinde çalışmalar yapılmalıdır.

Aksi takdirde bir çöp konteyneri olarak kalacak olan Sürmene’nin kapısına kilit vurun gitsin.



Ayser ÖZBAKIR

15 Eylül 2017 Cuma

MİLLETVEKİLLERİNE SORU SORMA HAKKIMI KULLANIYORUM

Milletvekilleri göreve başlarken etmiş oldukları yeminlerin içinde şunlar da var sanırım.

“Toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma ant içerim”

Oy kullanma hakkım kadar sorgulama hakkım da var ise,
Kendi ilim için soruyorum.

Milletvekili, sözünden yola çıkıldığında gerçek anlamını  kanıtladığı görülmemiştir.

Madem ki beni  temsil ediyorsun neden bana yakın durmuyorsun?

 Arzuladığım yakınlık, dost, kardeş akraba mantığıyla değil de sosyal yaşam tarzı biçiminde bir yakınlık neden sergilemiyorsun?.

Sizi vekil deyip, meclise yerleştiren bizlerin ihtiyaçların neler olduğu  neden irdelemiyorsun?

 Bizlere yakın durmayla var olan fakat umursamadığın sorunlarımızın çözümünün daha hızlı ve net olacağını bilmiyor musun?

Madem ki bizi  temsil ediyorsun neden öğretmenlerine güvenmiyor çocuğunu yurtdışında okula gönderiyorsun?

Ya da daha büyük hata yaparak, ülkemdeki özel okulları teşvik edip parası olanların  faydalanmasını sağlıyorsun?

Ya da seni vekil yapan ben, neden aynı hastanelere gitmiyor aynı hizmeti almıyoruz?

Beğenmediğin, ya da bizlerin beğenmediğimiz sistemleri düzeltmek yerine, sana güvenen halkın oyunu alıyor, iyi maaşı ve rantı kapıyorsun?

Hiçbir işe yaramadan, seni seçenlerle ilgilenmeyip yüce mecliste oturuyorsun diye 20 milyar maaş almanın vebalini de mi bilmiyorsun?

Ayser ÖZBAKIR

11 Eylül 2017 Pazartesi

DAĞLAR YIKILIR


YORGUN YÜREĞİM

Hazan gibi solacakmış gidersem,
Solsun bakma! uyu yorgun yüreğim.
Gözleri yaş dolacakmış gidersem,
Dolsun bakma! uyu yorgun yüreğim.

İbadet ederken avlandı gafil,
Kıyamet gününde melekler kefil,
Benden sonra olacakmış ser sefil,
Olsun bakma! uyu yorgun yüreğim.

Ne verecek kaldı, ne de alacak,
Var mı ilelebet aynı kalacak,
Herkes bir gün ettiğini bulacak,
Bulsun bakma! uyu yorgun yüreğim.

Vurulmuşken yüreğimden sırtımdan,
Vaz geçmedim iyilikten, yardımdan,
Saçlarını yolacakmış ardımdan,
Yolsun bakma! uyu yorgun yüreğim.

                                      Ayser ÖZBAKIR

25 Mart 2017 Cumartesi

Çığlıklarım sana, kulağını aç,
Duy canına yandığımın dünyası.
Yıllarımı yuttun yine karnın aç,
Doy canına yandığımın dünyası.

Bilemedim nedir benimle derdin,
En ağır yükünü sırtıma verdin,
Yollarıma atlas halı mı serdin,
Vay canına yandığımın dünyası.

Olana eyvallah, demem daha ver,
İstersen mülkünü ayağıma ser,
İşgâle durduğum, cürmüm kadar yer,
Hay canına yandığımın dünyası.

Ne istedim seni, ne seni seçtim,
Aşını helâl et, suyunu içtim,
İmtihan olurken kapından geçtim,
Say canına yandığımın dünyası…


Ayser ÖZBAKIR

24 Şubat 2017 Cuma

RÛYAMDA DOLAŞTIN

 Yüzün nasıl, neydi gözünün rengi,
Rüyamda dolaştın tanıyamadım.
Ömrün değil miydi dünyamın dengi,
Belli! bunamışım tanıyamadım.

Sanırım habersiz gelmişsin gece,
Kokumu suludun inceden ince,
Üzgünüm! Sevimsiz olmuş netice,
Elimden ne gelir tanıyamadım.

Kapımı usulca açmışsın demek,
Görseydim ilk işim bir çay demlemek,
Hafife alınmaz harcanan emek,
Unutmak ne mümkün tanıyamadım.

Gözlerimi öpüp aralasaydın,
Dokunup ölümcül yaralasaydın,
Öylece aldığım nefesi saydın,
Öldüm! Fakat seni tanıyamadım…

Ayser ÖZBAKIR

6 Ocak 2017 Cuma

KAR YAĞDIĞINI BÖYLE ANLARDIK BİZ

Biz çocukken bir güzinenin etrafında toplaşıp ısınmak için uzanan

ellerden, üzerinde pişen yemeğin buharından ve fırınında ki

ekmeğin kokusundan anlardık kışın geldiğini. Ve ne üstümüzde ki

marka marka montların varlığından, ne kar botlarından ne gereksiz ilaç

yüklemeleinden bedenlerimize kar yağdığını. Ne akıllı telefon, ne

"okullar tatil oldu" haberinden. Tam da boyumuz hizasında karlı

yollardan güle oynaya, düşe kalka gider gelirdik okulumuza. Bu

günün bahtsız çocukları kadar hasta da olmazdık. Allah'ıma

yeminle zamane çocuklarından çok yoksul, çok çok mutluyduk.

Az sonra hem de çok hasta olmama rağmen çıkıp kartopu

oynayacağım çocukluk günlerime gidercesine.

Ayser ÖZBAKIR